




|
||
| Behçet Oktay Dosyası Adliye Koridorlarında Neyi Bekliyor? | ||
| 2017 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ’nün yargıdaki manipülasyonları şüphesiyle yeniden incelemeye alınan Behçet Oktay dosyası, tam 9 yıldır bir adım bile ileriye gidemedi. | ||
| Gündem Haberi | ||
![]() |
||
Behçet Oktay Dosyası Adliye Koridorlarında Neyi Bekliyor? Kamuoyundan Bakan Gürlek’e Çağrı: “Gerçekler Açığa Çıkartılsın” Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümünün üzerindeki sır perdesi, 17 yıldır aralanamadı. FETÖ kumpaslarının deşifre olmasının ardından 2017 yılında büyük umutlarla yeniden açılan adli dosya, aradan geçen 9 yıla rağmen hâlâ savcılık incelemesinden öteye gidemeyerek adliye raflarında adeta bir kördüğüme dönüştü.
Kamu vicdanını faili meçhul ve şaibeli dosyaların üzerine gitme iradesi sergileyen Adalet Bakanı Akın Gürlek’e, gerçeklerin açığa kavuşması konusunda çağrıda bulunuyor.
Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın karanlıkta bırakılan şüpheli ölümü, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin karanlıkta kalmış bir dosyası olmaya devam ediyor.
KÖRDÜĞÜM OLAN DOSYA Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) yargı ve emniyetteki en güçlü olduğu dönemde üstü “intihar” denilerek alelacele kapatılan dosya, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından örgütün kumpasları netleşince yeniden gündeme gelmişti. Ancak kamuoyunun "hakikatler ortaya çıkacak" beklentisi, adliye koridorlarında bir kez daha zamana yayıldı.
9 YILDIR BİTMEYEN İNCELEME 2017 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ’nün yargıdaki manipülasyonları şüphesiyle yeniden incelemeye alınan Behçet Oktay dosyası, tam 9 yıldır bir adım bile ileriye gidemedi. Yargının dosyayı yeniden ele alması adalet adına umut yeşertmiş olsa da, aradan geçen koca 9 yılda dosyanın hâlâ savcılık incelemesinden geçememiş olması, kamuoyu vicdanını derinden yaralıyor. Kamuoyu haklı olarak soruyor: "Bir dosyanın sadece ön incelemesi nasıl 9 yıl sürer? Adaletin tecelli etmesi için daha ne kadar beklenecek?"
AKIN GÜRLEK’E ÇAĞRI Son dönemde faili meçhul kalmış veya üzerinde şaibe bulutları dolaşan dosyaların üzerine gitme iradesiyle dikkat çeken Adalet Bakanı Akın Gürlek’e kamuoyundan ve Oktay ailesinden net bir çağrı var. Bakan Gürlek’in karanlık noktaları aydınlatma konusundaki kararlı duruşunu Behçet Oktay davasında da göstermesini bekliyor. Devletin kalbinde görev yapmış bir bürokratın ölümünün arkasındaki sır perdesini aralamak, yeni adalet yönetiminin en büyük sınavlarından biri olacak. Kaynak - https://www.milligazete.com.tr/behcet-oktay-dosyasi-adliye-koridorlarinda-neyi-bekliyor-kamuoyundan-bakan-gurleke-cagri-gercekler-aciga-cikartilsin
Behçet Oktay dosyasında kritik detaylar: Kayıp cep telefonları! CIA’nın dikkat çeken özel harekât ziyareti Makam odasındaki kasayı kim açtı?
Behçet Oktay dosyasında kritik detaylar: Kayıp cep telefonları! CIA’nın dikkat çeken özel harekât ziyareti Makam odasındaki kasayı kim açtı?
Millî Gazete'nin dosyaya ilişkin ulaştığı bilgi ve belgeler, soruşturma sürecinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülen birçok ayrıntıya işaret ediyor. Ölümünden kısa süre önce gerçekleştiği belirtilen uluslararası temaslar da dosyadaki dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkarken, 17 yıldır cevap bekleyen sorular kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.
Dönemin Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümünün ardındaki sis perdesi, soruşturmanın detaylarına inildikçe daha da koyulaşıyor. İlk günden itibaren kamuoyunun büyük bir kesiminde derin şüpheler uyandıran bu dosya, alelacele yürütülen işlemlerin ötesinde, cevaplanmayı bekleyen çok sayıda soruyu ve çelişkiyi barındırıyor. Millî Gazete olarak, bu ikinci haberde dosyanın seyrine etki edecek mahiyette olan ve bugüne kadar cevap bekleyen 4 detayı gündeme getireceğiz.
KAYIP CEP TELEFONLARI VE DİKKAT ÇEKEN SİNYALLER Olay gecesine dair en büyük muammalarından biri, Behçet Oktay’ın yanından ayırmadığı iki adet cep telefonunun ortadan kaybolması. Biri şahsi, diğeri devletin tahsis ettiği resmi emniyet hattının takılı olduğu bu cihazlar, olay yeri inceleme kayıtlarında ve adli dosyada yer almadı.
Ancak telefonlar ile ilgili sır perdesi sadece bununla sınırlı kalmadı. Olaydan bir süre sonra telefonlar teslim eden ve teslim alan kişinin kim olduğunu yazılı olmadığı bir belge ile teslim ediliyor. Telefon ile ilgili ailenin talebi üzerine yapılan incelemeler sonrası dikkat çeken detaylar ortaya çıkıyor. Buna göre, o iki telefonla, Oktay'ın ölümünden sonraki saatlerde Ankara'nın muhtelif yerlerinde telefon görüşmeleri yapıldığı, mesajlar atıldığı ve GPRS üzerinden veri akışı sağlandığı tespit ediliyor.
ÖZEL HAREKÂT DAİRE BAŞKANI’NIN KASASINI KİMLER NEDEN AÇTI? Cevap bekleyen bir diğer soru ise o gece Behçet Oktay’ın makam odasında yaşandı. Oktay’ın cenazesi daha toprağa bile verilmeden, emniyet koridorlarında akılalmaz bir hareketlilik yaşanıyor. Oktay’ın Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı’ndaki makam odasında bulunan kasası izinsiz bir şekilde açılıyor.
Hukuken bir daire başkanının kasası ancak ve ancak savcılık kararı, savcı eşliği ve resmi tutanakla açılabilirken, burada hiçbir savcılık yetkisi bulunmuyor. Aile kasanın kimler tarafından ve neden yetkisiz bir biçimde açıldığını sorması üzerine ise, “Savcıyı olay büyümesin diye çağırmadık” cevabı alınıyor.
CIA ZİYARETİ VE SONRADAN GELEN MESAJLAR Behçet Oktay’ın vefatından kısa bir süre önce Gölbaşı’nda dikkat çekici bir görüşme trafiği yaşanıyor. CIA Türkiye Masası’ndan üst düzey bir isim, bizzat Gölbaşı’ndaki karargaha gelip Oktay'ı makamında ziyaret ediyor.
Görüşmenin öncesi ve sonrası ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü’nü bilgilendiren Oktay, ailesine de görüşmeden bahsediyor. Ailenin aktarımına göre, Oktay’ın, ABD Büyükelçisi’nin de Gölbaşı’na ziyaret gerçekleştireceğini belirtiyor.
DOSYAYI KAPATANLAR FETÖ’DEN TUTUKLANDI Behçet Oktay dosyası ile ilgili en dikkat çeken detay ise dosyanın tüm süreçlerinde imzası bulunan kişilerin FETÖ iltisakları nedeniyle ya tutuklu ya da ihraç olmaları oldu. O dönem dosyayı "intihar" teziyle hızlıca kapatan ve şüphelerin üzerine gitmeyen mekanizmada yer alan dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek başta olmak üzere, soruşturmayı yürüten bazı polis şefleri, hakim, savcı ve adli tıp uzmanlarının önemli bir kısmı, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütü iltisakları ve üyelikleri gerekçesiyle ya tutuklandı ya meslekten ihraç edildi ya da yurt dışına kaçtı.
Ortaya çıkan bu tablo da Oktay davasında kasıtlı bir delil karartma veya yönlendirme yapılıp yapılmadığı sorusunu adli makamların önüne zorunlu olarak koyuyor.
Kaynak - https://www.milligazete.com.tr/behcet-oktay-dosyasinda-kritik-detaylar-kayip-cep-telefonlari-cianin-dikkat-ceken-ozel-harekat-ziyareti-makam-odasindaki-kasayi-kim-acti
Behçet Oktay ile ilgili kriminal büro raporundan şok bulgular: İhmaller zinciri ve cevapsız sorular Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümüne dair Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan rapordaki bulgular Oktay’ın ölümü ile ilgili şaibeleri derinleştirdi. Gazetemizin ulaştığı rapor detaylarına göre, silahın gez mekanizmasındaki milimetrik sapmalardan olay yerindeki mermi konumuna kadar uzanan balistik bulgular, hadisenin teknik seyrine dair ezber bozan soru işaretleri barındırıyor.
Millî Gazete'nin yeniden gündeme getirdiği ve kamuoyunda ses getiren Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın şüpheli ölümü ile ilgili Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı raporda, dikkat çeken bulgulara yer verildi. Gazetemizin ulaştığı raporda, birçok detayın karanlık kaldığı vurgulandı. Dosyanın intihar denilerek kapatılması üzerine Oktay’ın ailesi, olaydaki soru işaretlerinin ve teknik şaibelerin derinlemesine incelenmesi için Ulusal Kriminal Büro'ya sunmuştu. Uzman heyetin titiz incelemeleri neticesinde hazırlanan bu kapsamlı teknik mütalaa yeniden yargıya taşınsa da, dönemin adli makamları ve emniyet bürokrasisi tarafından yeterince dikkate alınmadı ve hukuki sonuçta bir değişiklik meydana gelmedi.
RAPORDA SİLAH İLE İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN BULGULARA YER VERİLDİ Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan raporda, Behçet Oktay'ın ölümünde kullanılan tabancaya ilişkin balistik incelemeler ayrıntılı şekilde ele alındı. Raporda, silahın arka nişangâhı olarak bilinen 'gez' bölümünde eksenden yaklaşık 3,61 milimetrelik sağa kayma tespit edildiği belirtilirken, bu durumun silahın atış doğruluğunu önemli ölçüde etkileyebileceği değerlendirmesine yer verildi. Raporda yapılan matematiksel hesaplamaya göre söz konusu kaymanın, 20 metre mesafedeki bir hedefte merminin yaklaşık 66 santimetre sağa sapmasına neden olabileceği ifade edildi.
OKTAY’IN BEYLİK TABANCASI DARBE ALMIŞ Raporda, mikroskobik incelemelerde silahın gez kısmındaki deformasyonun sert metal bir darbeden ziyade daha yumuşak özellikte bir cisimle temas sonucu meydana gelmiş olabileceği yönünde değerlendirmeler yer aldı. Bu nedenle söz konusu kaymanın olay öncesinde mi yoksa sonrasında mı oluştuğunun açıklığa kavuşmasının dosya açısından önem taşıdığı vurgulandı. Raporda ayrıca, tabancaya gelen darbenin özellikle silah elde tutulurken meydana gelmiş olabileceğine ilişkin teknik değerlendirmelere de yer verildi.
"ÖZEL HAREKÂT DAİRE BAŞKANI BÖYLE BİR SİLAH TAŞIR MI?" Raporda dikkat çeken değerlendirmelerden biri de, uzun yıllar Emniyet teşkilatında görev yapan, atıcılık konusundaki hüneri bilinen ve Özel Harekât Dairesi Başkanlığı görevinde bulunan bir emniyet müdürünün, atış doğruluğunu ciddi ölçüde etkileyen bir tabancayı görev silahı olarak taşımasının teknik açıdan sorgulanması gerektiği yönündeki ifadeler oldu. Rapor, bu hususun dosya kapsamında adli makamlarca yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
MERMİNİN BULUNDUĞU YER VE KONUM ÇELİŞKİSİ Balistik değerlendirmeler yalnızca silahın üzerindeki milimetrik değişimlerle sınırlı kalmadı. Raporda, olay yerinde bulunan merminin konumuna ilişkin de teknik soru işaretleri dile getirildi. Resmi kayıtlarda intihar ettiği değerlendirilen kişinin aracın sol tarafında bulunduğunun kabul edilmesine rağmen, video ve fotoğraf analizlerinde tespit edilen .357 kalibre merminin aracın bina tarafındaki sağ bölümünde ve yerde bulunmasının açıklığa kavuşturulması gereken teknik bir ayrıntı olduğu ifade edildi. Raporda, bu bulgunun olayın bütünlüğü içerisinde yeniden incelenmesi gerektiği yönünde tespitte bulunuldu.
TANIKLARIN İFADELERİ İLE OLAY YERİ KEŞFİ YAPILMAMIŞ Ulusal Kriminal Büro’nun dava dosyasına giren teknik raporunun en kritik sayfalarından birini ise olay yeri ve tanık ifadelerinin geometrik analizi oluşturdu. Dosyadaki bazı tanık ifadelerinde yaralının araçtan yaklaşık 5 metre kadar ileride bulunduğunun iddia edildiği belirtilen raporda, olayın gerçekleştiği alanın topoğrafik yapısı incelendi. Aracın sol tarafının bayır aşağı olduğu bilgisini veren uzmanlar, binanın 3. katından bakıldığında yaralının görülmesinin fiziksel olarak imkansız olduğunu saptadı.
TANIK 5 METRE DİYOR GÖRÜNTÜLER 1 METRE DİYOR Görüntülerden elde edilen verilere göre yaralının aslında aracının sol kapısından en fazla 1 metre ila 130 santimetre uzakta bulunduğunun anlaşıldığı vurgulanan raporda, tanık beyanlarının geçerliliğini test etmek adına olay yerinde lazerle ışın gönderilerek çıplak gözle keşif yapılması gerektiği, ancak bu hayati adımın atlanarak eksik keşif yapıldığı hatırlatıldı.
Raporda şu ifadelere yer verildi: "(UKB)’nin görüntüden elde ettiği veriye göre yaralı, aracının sol kapısından 1 metre en fazla 130 cm uzakta bulunmaktadır. Bu nedenle bu binanın üçüncü katından yaralının görülemeyeceği değerlendirilmektedir. Dosyadaki bazı tanık vs. ifadelerinde ise yaralının araçtan 5 metre kadar ileride olduğu yazılıdır. Aracın sol tarafı bayır aşağı olduğundan 5 metre ilerisini balkondaki kişinin asla göremeyeceği ortaya çıkar. Bunun için lazerle ışın göndererek ve lazerli tutanında çıplak gözüyle oradaki yaralıyı ister 1 metreden ister 5 metreden görüp göremeyeceğinin keşfi yapılmalıydı.
OKTAY’IN KAYIP İKİ SAATİ VE VÜCUDUNDAKİ DARP İZLERİ Raporda balistik ve olay yeri verilerinin yanı sıra, ölüm olayının gerçekleştiği zaman dilimi ile adli tıp bulguları arasındaki kronolojik ve fiziksel uyumsuzluklar da teknik olarak masaya yatırıldı. Olay gecesi saat 23.30 sıralarında müteveffanın restorandan ayrılışı ile ölümün gerçekleştiği saat 02.00 arasında geçen yaklaşık iki saatlik süreçte Behçet Oktay’ın nerede olduğuna ve güzergahına dair MOBESE ve tanık beyanlarındaki eksikliklerin dosyada major bir boşluk oluşturduğu kaydedildi. Ayrıca, raporda 8 önemli maddi delilden birisi olarak müdürün telefonlarının kaybolması olayının analizine de dikkat çekildi. ELLERİ KOLLARI BAĞLANMIŞ Bununla birlikte uzman adli tıp ve biyoloji uzmanlarının ceset üzerindeki incelemelerine dayandırılan raporda, müteveffanın sağ kolunda, el ve bacak bölgelerinde ve sağ göz kenarında saptanan ekimozların (morlukların) biyolojik yapısı incelendi. Bulguların, bu darp emarelerinin şahıs henüz hayattayken ve ölümüne yakın son iki saat içerisinde oluştuğuna dair emareler barındırdığı resmi raporda ifade edildi. Uzman hekim görüşünde, özellikle sağ bilekte saptanan 10 mm genişliğindeki dairesel izin anlamlı olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Bu emniyet müdürüne, ölümüne yaklaşan son 2 saat içerisinde bir yerde bir şekilde, sanki eli kolu bağlanarak darp edildiği görüşü hakimdir. Müteveffanın sağ elinde bilekte yuvarlak çepe-çevresi bir iz yaklaşık 10 mm genişlikte gibi algılanmakta ve anlamlı bulunmaktadır. Düşmesin diye ellerinin bir ip vs. gibi bir şeyle bağlanıp bağlanmadığı hem ambulans yaralı götürme yönergesinden incelenebilir hem de doğrudan o geceki görevlilerden sorulabilir."
SAVCI OLAY YERİNE GİTMEDİ Dosyadaki hukuki ve idari ihmaller zincirine yönelik en çarpıcı iddialardan birini ise olay gecesi yürütülen adli işlemlerin hızı ve usulü oluşturuyor. Soruşturmadan sorumlu Cumhuriyet Savcısının, böylesine kritik bir konumda bulunan Özel Harekât Dairesi Başkanının ölümünün ardından olay yerine bizzat intikal etmediği iddiaları dosyaya gölge düşürürken, adli tıp uzmanları tarafından gerçekleştirilen otopsi işleminin süresi de teknik bir tartışmanın fitilini ateşliyor.
OTOPSİ 12 DAKİKA SÜRDÜ Resmi kayıtlara göre yalnızca 12 dakika sürdüğü belirtilen otopsi süreci, adli tıp literatüründe şüpheli ölümler için öngörülen standart prosedürlerin çok uzağında kalıyor. Uzmanlar, ateşli silah yaralanmalarında mermi giriş-çıkış açılarının belirlenmesi, swap numunelerinin alınması, toksikolojik incelemeler ve iç organ deformasyonlarının tespiti gibi en temel adli tıp ritüellerinin dahi saatler sürmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Stratejik öneme sahip bir emniyet müdürünün şüpheli ölüm dosyasında otopsinin bu denli aceleye getirilmiş olması dikkat çekiyor.
YENİDEN İNCELEME ÇAĞRISI Ulusal Kriminal Büro raporunda yer verilen teknik değerlendirmelerde; silahın gez mekanizmasındaki kaymanın oluş zamanı, merminin olay yerindeki fiziksel konumu, tanık beyanlarının görüş açısı imkansızlıkları, ceset üzerindeki ölüm öncesi darp izleri ve kayıp zaman diliminin birbiriyle uyumu konusunda yeni ve kapsamlı incelemeler yapılmasının dosyadaki soru işaretlerinin giderilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. Rapor, hukuki süreçte maddi gerçeğin ortaya çıkarılması adına bu teknik başlıkların adli adımlar kapsamında yeniden ele alınması gerektiği görüşünü paylaştı.
Kaynak - https://www.milligazete.com.tr/behcet-oktay-ile-ilgili-kriminal-buro-raporundan-sok-bulgular-ihmaller-znciri-ve-cevapsiz-sorular
|
||
|
||
| Etiketler: Behçet, Oktay, Dosyası, Adliye, Koridorlarında, Neyi, Bekliyor?, |
|
Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.








